Başbakan kadınları dikkatle dinledi her türlü öneriyi reddetti!

“Ve ne acıdır ki, kadınların “Keşke açılımla ilgili ilk toplantılardan birini kadınlarla yapsaydınız” sitemine, “En doğru kararı vererek finali kadınlarla yaptık” gibi bir yanıt geldi. Böylece bu toplantının açılımla ilgili ses sanatçıları, sporcular vb. serisiyle başlayan açılım toplantılarının sonuncusu olduğu teyit edilmiş oldu.” Hülya Gülbahar 25 Temmuz’daki “açılım toplantısı”nı değerlendiriyor.
Evrensel
25/7/2010
Kadınların anayasa paketiyle ilgili kimi eleştirilerine hiç yanıt verilmedi. Örneğin, benim anayasa mahkemesine bireysel başvuru konusunda “CEDAW için şikayet yolu neden kapatıldı?” soruma yanıt, “Aslında sadece AİHM’ye başvuru hakkı sınırlanıyor” uyarılarını teyid etmek üzere verildi. Amaç da buymuş: “Türkiye’yi ekonomik yükten kurtarmak, Türkiye’nin imajını düzeltmek...” “Vatandaş, kendi ülkesinde çözüm arasın” dendi. Anayasa mahkemesine bireysel başvuru hakkının aslında, Avrupa İnsan Hakları Mahkeme’sine başvuruların önünü kapatmak için getirildiğini birinci ağızdan duymak iyi oldu! Neden ülkede “demokratik açılım” tartışılıyorken, “Anayasa paketinde Kürtler ve Aleviler ile ilgili madde yok” soruma Başbakan hiçbir yanıt vermedi.
Toplantıda birçok kadın, “Bütüncül bir siyaset reformu yapılması ve seçim barajlarının indirilmesi gerektiğinden söz etti. Başbakan,“Seçim barajı bizden önce gelmişti, biz getirmedik… Baraj belli ölçülerde indirilebilir; bunun çalışması yapılabilir. Ama istikrar için, özellikle de ekonomik istikrar için, Türkiye’nin biraz daha tek parti iktidarına ihtiyacı var” dedi. (Burada uzun uzun koalisyon dönemleriyle AKP tek parti iktidarının ekonomik göstergeleri örnekleri verildi). “Ama Avrupa’da baraj ya yok ya da çok düşük!” itirazları üzerine, “Hollanda’da hâlâ hükümet kurulamıyor, şu anda birçok Avrupa ülkesi istikrar için baraj getirmek (ya da yükseltmek) istiyor” dedi. Türkiye’deki 28 yıllık baraj uygulamasının 11 yılının koalisyon hükümetleri ile geçtiği, barajın tek parti hükümetlerini garantilemediği sözlerine ise yanıt verilmedi.
Örgütlenme ve ifade özgürlüklerinin sağlanması talebi için (Gazeteciler bile Kürt açılımı konusunda haber yazdıklarında yargılanıyor diyerek örneklemiştim) yanıt gelmedi. (Ya da terör örgütüyle vatandaş arasındaki açıyı artırmak konusundaki yanıt bunu da içerir diye düşünüldü!) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda çok net bir yanıt geldi. Başbakan “Sadece milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılamaz. Memur ve asker dokunulmazlıkları konusunda birlikte gelinsin, tamamdır. Biz bunu AKP programında yazdık. Ben bunun arkasındayım. Hep beraber yaparsak tamamdır, kaldırırız” dedi.
Başbakan’ın açış konuşması ve devamında kadının annelik rolüne yaptığı aşırı vurguyu birçok kadın eleştirdi ve ancak Sayın Başbakan, bu konudaki ısrarını sürdürdü. Daha da ileri giderek, toplantıya katılan kadınları, kadının ailedeki rolü, güçlü ailelerin yapılandırılması konusundaki görevlerini anlatmadığı için eleştirdi.
Zaten, Başbakan konuşması sırasında, Türkiye’de kadınların “Karar mekanizmalarında yeterince olduğunu” iddia etmiş; Avrupa Konseyi’nin Ocak 2010 tarihli “Kadınların seçim listelerinde eşit, ama en az yüzde 40 oranında yer almasını” isteyen kararının hatırlatılmasına bile, “Avrupa Konseyi kararları bizi bağlamaz, bilgi kirliliği yaratıyorsunuz” demişti. Şu anda kadınlar Başbakan’ın bu sözlerini protesto etmekle; Başbakan’a “yakın çevreler” ise “Kadınlar Başbakanının eşitlik konusundaki sözlerini yanlış anlamışlar” diyerek konuyu kapatmaya çalışmakla meşgul. (HG/SD)
Konuyla ilgili haberler:
- Zozan Özgökçe: “Bu kadar eski söylemlerin kullanılacağını düşünmemiştim”
- Halime Güner: "Gerçek açılım nerede başlar?"
- “Başbakan’ın sözleri şoke ediciydi”




































